Nisan 02, 2012

Oligomer


Ejderha kıyafetleriyle dans
Ejderhanın kendisi belki
Sabah Paşabahçe vapurunda yenen simit
Sevgiliyle gezilen yerler
Sevgilisiz geçen günler
Borges'in kalemi
Üniversite yılları
Işıkla gelen acılar, yorgunluk
Bayram sabahları
Baştan aşağı süslü bir kapı
Kapılardan girmeden önce gelen ürperti
Başlamadan önce verilen aralar
Bunların hepsinin bir şiir olma ihtimali
Ne kadar da düşük değil mi?

Tüm bunların birşey oluşturması ne kadar şaşırtıcı.

12/2008

Eylül 26, 2011

"Bu kadar fedakar olmayın." diyen kadına
cevap verdim
"lütfen canımı sıkmayınız"





Turgut abi bir el atsana durumuma

Temmuz 22, 2011


“Faith” is a fine invention


“Faith” is a fine invention
When Gentlemen can see  
But Microscopes are prudent
In an Emergency.
Emily Dickinson  1860


“İnanç” Hoş Bir İcattır


“İnanç” hoş bir icattır,
Baylar görebildiklerinde
Ama Mikroskoplar basiretlidir
Olağanüstü hallerde

Emily Dickinson  1860

Haziran 19, 2011

Aşağıdakileri sanırım 2000'lerin başında bir defterin ön sayfasına yazıvermişim. Her ikisi de J.L. Borges'in Alef kitabından alıntı.

"Böylesine donanmış bir adam için sahici bir yolculuğun gereksiz olacağını belirtti. 20. yüzyıl Muhammed'le dağın öyküsünü tersine çevirmişti. Bu gün artık çağdaş Muhammed'e dağ geliyordu."

" Göçebelerin kurduğu devletlerde duvarcılıkla ilgili her konuda yabancıların yardımı esastır. Ibn Haldun."


Haziran 01, 2011


Bu orjinali aşağıdaki çevirisi.

One’s-Self I Sing


ONE’S-SELF I sing—a simple, separate Person;
Yet utter the word Democratic, the word En-masse.

Of Physiology from top to toe I sing;
Not physiognomy alone, nor brain alone, is worthy for the muse—I say the Form complete is worthier far;
The Female equally with the male I sing.        

Of Life immense in passion, pulse, and power,
Cheerful—for freest action form’d, under the laws divine,
The Modern Man I sing.
Şarkısını Söylediklerim

Şarkısını söylediklerim, basit, yalnız insanlardır
Yine de demokrasi diyelim, kitle diyelim
Şarkısını söylediklerim, tepeden tırnağa fizyolojileri
İlham için yetmez fizyonomileri ve ya beyinleri
Söylediğim şey hepsinden öte 
Şarkılarım, erkekler olduğu kadar kadınlardır. 

Tutku, enerji ve güç ile dolu yaşamında 
Yüce kanunlar altındaki en serbest eylemlere hevesli 
Şarkısını söylediklerim, Modern İnsandır. 

Walt Whitman
Çeviri: Özgür Eylem 

Mayıs 09, 2010

RUH ÜZERINE BIRKAÇ KELIME

Zaman zaman ruhumuz vardir.
Hiç kimsenin ki daimi degildir.
Durmaz.

Günler ve  günler,
Yillar ve yillar
Onsuz  geçebilir. 

Bazen bir süreligine kalir,
Sadece çocukça neselerde vee korkularda
Bazen de sasirdigindan sadece
Yasliligimiza.

Nadiren el verir
Zor görevlerde, gerçeklestirirken ulasilmazi
Tasirken mobilyalari
Ya da kaldirirken bavullari
Ve ya   yürürken vuran ayakkabilarla uzun yollarda.

Genelde  birakir gider,
Etler dogranaca,
Formlar doldurulacakken.

Her bin sohbetten
Birine katilir
Onda da gerçi
Seçmistir sessizligi.

Tam vucuttaki sizilar agriya döndügünde
Birakir görevi.

Seçicidir. 
Bizim gibi hoslanmaz kalabaliktan
Onu hasta eder, bizim faydasi süpheli kazançlar için telasimizz
Ve vizirdayan makinalarimiiz.

Üzüntü ve sevinç
Ona göre iki ayri duygu degildir.
Ikisi birlestiginde
Bizde  oldugu kesindir.

Ona güvenebiliriz
Hiç birseyden emin olmadigimizda
Ve herseye meraklandigimizda.

Objeler arasinda en sevdikleri
Sarkaçli saatler ve aynalardir
Tümü kimse bakmazken de
Çalisir.

Her ne kadar sormamizi beklesedee
Söylemeyecek nereden geldigini
Ya da tekrar ne zaman gidecegini

Ona ihtiyacimiz asikar
Ama sanki bir sebebten
Onun da bize ihtiyaci var.

        Wislawa Szymborska
        Lehçeden Ingilizceye çeviri S. Baranczak ve C. Cavanangh
        Ingilizceden Türkçeye çeviri Özgür Eylem Pitirli

Kasım 25, 2009

Ocak 04, 2009

Untitled

free from form or function
this is coming directly, my transistor's junction
save my babies from abortion
we are all victims of consuption
Blogged with the Flock Browser

Kasım 24, 2008

Bu aşağıdaki iki şiiri ben çevirdim. Birini Starbucks'ta birini Ankara yolunda arabada. Bir ara orjinallerinide yazarım.
Tüm ölümler için pişmanlık

Hafıza ve ümitten yoksun,
Limitsiz, soyut, neredeyse gelecek.
Ölü beden herhangi biri değildir.
O ölümdür.
Sanki vasıfsızlıklarında ısrarlı
Mistiklerin tanrıları
Ölü kişi her yerde bir hiçbir kimsedir
Yalnız dünyanın kaybı ve eksikliğidir.
Ondan herşeyi çalarız.
Bir renk, bir hece bırakmayız
Gözlerin bir daha kalkmadığı metrede
Umuda pusu kurulan yan yolda
Belki de düşünüyordur
Bizim düşündüğümüzü
Bölündük kendi aramızda hırsızlar gibi
Gece ve gündüzün hazinesi.

J. L. Borges

Kasım 03, 2008

Ayrılık

üçyüz gece, üçyüz duvar gibi
aşkımla benim aramda yükselmeli
ve deniz aramızda olacak kara büyü

hatıralardan başka birşey kalmayacak
ah, acıyla kazanılmış akşamüstleri
seni görmek için geceleri
tarlalar yolumun üzerinde, sema
görüp, kaybettiğim.
kesin, tıpkı mermer gibi
yokluğun hüzünlendirecek tüm akşamüstlerini

j. l. borges
çeviri: özgür eylem

Ağustos 29, 2007

I lay awake all night with toothache, thinking about toothache and about lying awake.




Every misery has it's own shadows and reflections. One must be aware of the difference.


excerpt from Grief Observed by C. S. Lewis